
Çoklu Zekâ Sistemini uygulayarak öğrencilerimizin sekiz ayrı zekâ türündeki gelişimlerini sağlamaya çalışan okulumuzda, bu uygulamalar çerçevesinde tüm dersler bu teori göz önüne alınarak işlenmektedir. Son yıllarda tüm dünyada en etkili eğitim metotlarından biri kabul edilen "Çoklu Zekâ Sistemi" öğrencinin "Mantıksal-Matematiksel, Sözel-Dilsel, Görsel-Uzamsal, Müziksel-Ritmik, Bedensel-Kinestetik, Sosyal, İçsel ve Doğacı" zekâ alanlarında mümkün olduğunca eş zamanlı gelişimini ve bu zekâ alanlarının kullanılarak eğitimini gerektirir. Doğa`da öğrenciler her şeyden önce sekiz ayrı zekâ alanlarını maksimum düzeyde geliştirebilecekleri imkân ve aktivitelere sahiplerdir. Hedefimiz, öğrencilerimizin sadece baskın zekâ alanlarını kullanmalarını sağlamak değil, çekinik zekâ alanlarını da aktif hale getirmektir. Okulumuzda bir konu işlenirken, öğrenci o konu ile ilgili resim çizerek, hikâye anlatarak, beyin fırtınası yaparak, küçük dramalar oynayarak, şarkı söyleyerek ve bunları yaparken doğayı kullanarak öğrenmesi gerekenleri daha iyi öğrenir. Peki, eğitim anlayışımızı oluştururken ilham aldığımız
"Çoklu Zekâ Sistemi" nedir?
ÇOKLU ZEKA TEORİSİZekâ Nedir?
Zekâ, bir kişinin, kendi kültüründe değer bulan bir ürün ortaya koyabilme kapasitesi, gerçek hayatta karşılaştığı problemlere etkili ve verimli çözümler üretebilme becerisi, çözüme kavuşturulması gereken yeni problemleri keşfetme yeteneğidir.
Zekâ Alanları Nelerdir?
Sözel Dil Zekâsı:
Sözel-dil zekâsı, bir bireyin kendi diline ait kavramları bir masalcı, bir konuşmacı veya bir politikacı gibi sözlü olarak ya da bir şair, bir yazar, bir editör veya bir gazeteci gibi yazılı olarak etkili bir şekilde kullanabilme kapasitesidir. Sözel-dil zekâsı, başkalarını bir işi yapmak için ikna etmek, başkalarına belli bir konuda bilgi sunmak veya başkalarına belli bir işin nasıl yapılacağını açıklamak gibi dil ile ilgili bütün faaliyetleri içerir. Sözel-dil zekâsı kuvvetli olan bireyler, işiterek, kelimeleri görerek, konuşarak, okuyarak, tartışarak ve başkaları ile karşılıklı iletişime girerek en iyi şekilde öğrenirler.

Sözel-dil zekâsı kuvvetli olan bir öğrenci;
• Daha iyi yazma yeteneğine sahiptir.
• Uzun hikâyeler ve fıkralar anlatabilir.
• İsimler, yerler ve tarihler hakkında iyi bir hafızaya sahiptir.
• Yaşına göre iyi bir kelime haznesine sahiptir.
• Başkalarıyla yüksek düzeyde sözel iletişime girebilir.
• Tekerlemeleri ve kelime oyunlarını çok sever.
• Kitap okumayı çok sever.
• Öğrendiği yeni kelimeleri anlamlarına uygun olarak konuşma veya yazı dilinde kullanır.
• Dinleyerek öğrenmeyi sever.
Mantıksal- Matematiksel Zekâ:
Mantıksal-matematiksel zekâ, bir bireyin bir matematikçi, bir vergi memuru veya bir istatistikçi gibi sayıları etkili bir şekilde kullanabilmesi ya da bir bilim adamı, bir bilgisayar programcısı veya bir mantık uzmanı gibi sebep-sonuç ilişkisi kurarak olayların oluşumu ve işleyişi hakkında etkili bir şekilde mantık yürütebilme kapasitesidir. Mantıksal-matematiksel zekâya sahip olan bireyler, en iyi, nesneleri belli kategorilere ayırarak, olaylar arasında ilişkiler kurarak, nesnelerin belli

özelliklerini sayısallaştırarak ve olaylar arasındaki soyut ilişkiler üzerinde kafa yorarak öğrenirler.
Mantıksal-matematiksel zekâsı kuvvetli olan bir öğrenci;
• Olayların işleyişi hakkında çok soru sorar.
• Matematik dersini çok sever.
• Mantıksal bulmacaları çözmeyi ve satranç gibi stratejik oyunları oynamayı çok sever.
• Matematiksel hesaplama oyunlarını oynamayı çok sever.
• Bilgisayar oyunlarını ilginç bulur.
• Yaşıtlarına kıyasla soyut düşünebilme veya sebep-sonuç ilişkisi kurabilme kabiliyetleri çok iyi gelişmiştir.
• Makinelerin nasıl çalıştığına dair çok soru sorar.
Görsel- Uzaysal Zekâ:
Görsel-uzaysal zekâ, bir insanın bir avcı, bir izci ya da bir rehber gibi görsel ve uzaysal dünyayı doğru bir şekilde algılaması veya bir dekoratör, bir mimar ya da bir ressam gibi dış dünyadan edindiği izlenimler üzerine değişik şekiller uygulama kapasitesidir. Görsel-uzaysal zekâya sahip insanlar, yer, zaman, renk, çizgi, şekil, biçim, desen gibi olgulara ve bu olgular arasındaki ilişkilere karşı aşırı hassas ve duyarlıdırlar. Görsel zekâsı güçlü olan bireyler,en iyi, varlıkları, olayları veya olguları görselleştirerek ya da resimlerle, çizgilerle ve renklerle çalışarak öğrenirler.
Görsel-uzaysal zekâsı kuvvetli olan bir öğrenci;
• Renklere karşı çok hassas ve duyarlıdır.
• Haritaları, çizelgeleri, diyagramları veya tabloları yazılı materyallerden daha kolay okur.
• Sanat içerikli etkinlikleri sever.
• Yaşına göre yüksek düzeyde beceri gerektiren figürleri ve resimleri çizer.
• Filmleri, slâytları ve benzeri diğer görsel sunuları izlemeyi sever.
• Okurken, kelimelere oranla resimlerden veya tablolardan daha çok öğrenir.
Müziksel- Ritmik Zekâ:
Müziksel-ritmik zekâ, bir kişinin bir besteci, bir müzisyen ya da bir şarkıcı gibi müzik formlarını algılaması, ayırt etmesi ve ifade etmesi kabiliyetleridir. Müziksel-ritmik zekâsı güçlü olan insanlar, sadece müzik eserlerini kolayca hatırlamakla kalmaz, aynı zamanda olayların oluşumunu ve işleyişini müziksel bir dille düşünmeye, anlamaya, yorumlamaya ve ifade etmeye çabalar. Müziksel-ritmik zekâya sahip olan bireyler, en iyi ve etkili olarak ritim, melodi ve müzik aracılığıyla öğrenirler.
Müziksel-ritmik zekâsı kuvvetli olan bir öğrenci;
• Şarkıların melodilerini çok iyi hatırlar.
• Bir müzik aletini çalar ya da çalmayı ister.
• Müzik dersini çok sever.
• Konuşurken veya hareket ederken elleri ve ayakları ile ritim tutar.
• Ders çalışırken farkında olmadan masaya vurarak ritim tutar.
• Çevresindeki seslere karşı aşırı duyarlı ve hassastır.
• Ders çalışırken veya bir şey öğrenirken müzik dinlemekten çok hoşlanır.
Bedensel- Kinestik Zekâ:
Bedensel-kinestik zekâ ile bir kişinin bir aktör, bir atlet ya da bir dansçı gibi düşünce ve duygularını anlatmak için vücudunu kullanmadaki ustalığı veya bir heykeltıraş, bir cerrah ya da bir tamirci gibi ellerini kullanma ve elleriyle yeni şeyler üretme kabiliyetleri kastedilir. Bu tür zekâ alanı, koordinasyon, denge, güç, esneklik ve hız gibi bazı özel fiziksel yetenekleri ve bu yeteneklerin hepsinin bir arada işlemesini sağlayan dokunsal nitelikteki bazı özel becerileri de içermektedir. Bu zekâ türüne sahip insanlar, en iyi yaparak-yaşayarak, dokunarak, hareket ederek ve ilk elden tecrübe ederek öğrenirler.
Bedensel-kinestik zekâsı kuvvetli olan bir öğrenci;
• Birden fazla sportif faaliyetlerde başarılıdır.
• Bir yerde uzun süre kaldığında hareket etmeye, kımıldamaya veya ritim tutmaya başlar.
• Başkalarının jestlerini, mimiklerini ve yüz ifadelerini kolaylıkla taklit eder. • El becerileri gerektiren etkinliklerde çok başarılıdır.
• Bir şeyi parçalarına ayırmayı ve tekrar birleştirmeyi çok sever.
• Bir şeyi en iyi yaparak ve yaşayarak öğrenir.
Sosyal Zekâ:
Sosyal zekâ, bir insanın bir öğretmen, bir terapist ya da bir pazarlamacı gibi çevresindeki insanların duygularını, ilgilerini, isteklerini ve ihtiyaçlarını anlama, ayırt etme ve karşılama kapasitesidir. Sosyal zekâsı güçlü olan kimselerin bir grup içerisinde grup üyeleri ile işbirliği yapma, onlarla uyum içinde çalışma ve bu kişilerle sözlü ve sözsüz iletişim kurma gibi yetenekleri söz konusudur. Bu zekâ türüne sahip insanlar, genellikle başka insanların ilgilerini ve ihtiyaçlarını çok iyi algılar ve onların duygularını, düşüncelerini ve karakterlerini adeta yüzlerinden okurlar.
Sosyal zekâsı kuvvetli olan bir öğrenci;
• Arkadaşlarıyla sosyalleşmeyi sever.
• Grup içerisinde doğal bir lider görünümündedir.
• Dışarıda iken kendi başının çaresine bakabilir.
• Başkaları ile birlikte çalışmayı sever.
• Başkaları daima onunla birlikte olmak ister.
• Başkalarını önemser.
• Empati yeteneği çok iyi gelişmiştir.
• Bir şeyi başkalarıyla işbirliği yaparak, onlarla paylaşarak ve onlara öğreterek öğrenmeyi sever.
İçsel Zekâ:
İçsel zekâ, bir kişinin kendisini tanıması ve kendisi hakkında sahip olduğu bu bilgi ve anlayış ile çevresinde uyumlu davranışlar sergilemesi yeteneğidir. Bu zekâ türü bir kişinin kendisini objektif olarak başkalarının gözüyle görebilmesi kabiliyetidir. İçsel zekâ, bir kişinin kendisinin zayıf ve güçlü olduğu yönlerini anlaması, kim olduğunu, ne yapmak istediğini ve neyi yapmak istemediğini veya çeşitli durumlarda nasıl davranması, nelere yönelmesi ve nelerden uzak durması gerektiğini bilmesi ve bütün bunlara bağlı olarak da hayatında doğru kararlar almasıdır.
İçsel zekâsı kuvvetli olan bir öğrenci;
• Bağımsız olma eğilimindedir.
• Kendisinin zayıf ve güçlü yanlarını bilir.
• Hakkında çok fazla bahsetmediği en az bir ilgisi, hobisi veya uğraşısı vardır.
• Hayattaki amacının ne olduğuna ilişkin iyi bir anlayışa sahiptir.
• Duygularını, hislerini ve düşüncelerini açıklıkla dile getirir.
• Hayattaki başarılarından ve başarısızlıklarından ders almasını bilir.
• Kendine güveni yüksektir.
Doğacı Zekâ:
Doğacı zekâ ile bir kişinin bir biyolog yaklaşımıyla hayvanlar ve bitkiler gibi yaşayan canlıları tanıma, onları belli karakteristik özelliklerine bağlı olarak sınıflandırma ve onları diğerlerinden ayırt etme kabiliyeti veya bir jeolog yaklaşımıyla dünya doğasının bulutlar, kayalar veya depremler gibi çeşitli karakteristiklerine karşı aşırı ilgili ve duyarlı olması kastedilmektedir. Doğacı zekâsı kuvvetli olan bireyler, doğa olaylarına karşı çok hassastırlar ve toprakla uğraşmayı, hayvan beslemeyi veya bitki yetiştirmeyi çok severler.
Doğacı zekâsı kuvvetli olan bir öğrenci;
• Çevre bilinci çok iyi gelişmiştir.
• Doğaya, hayvanat bahçelerine veya tarihsel müzelere olan gezileri çok sever.
• Doğa olaylarına karşı çok hassas ve duyarlıdır.
• Ekoloji, doğa, bitkiler, hayvanlar vb. gibi konuları işlerken çok meraklanır.
• Kuş beslemek, kelebek ve böcek koleksiyonu oluşturmak gibi doğa ile ilgili projelere katılmayı çok sever.
• Toprakla oynamayı ve bitki yetiştirmeyi çok sever.
Nasıl Öğreniyorum?
Çoklu zekâ teorisine göre, her öğretmenin sınıftaki her öğrencinin bireysel farklılığını çok ciddi olarak ele alması gerekmektedir. Çoklu zekâ teorisinin öğretim alanına sağladığı en büyük katkı, öğretmenlerin sahip oldukları öğretim yöntemleri repertuarlarının sözel-dil ve mantıksal-matematiksel zekâ alanlarının dışına çıkarak daha da genişletmeleri gerektiğini vurgulamasıdır. Bu yönüyle çoklu zekâ teorisi, çok kapsamlı bir öğretim modeli ortaya koyarak, öğretmenlerin sınıftaki bütün öğrencilere ulaşabilmek için öğretimde yöntem zenginliğine gitmeleri gerektiğini vurgulamaktadır.
